19 Kasım 2013 Salı

MÜZİK VE İLETİŞİM

HER ZAMANA ULAŞAN YOLCULUK ARACI
Müzik ruhun gıdasıdır sözü ne kadar doğru. Mutluluktan uçtuğumuzu sandığımızda ya da keder her yanımızı sardığında,  kendimizi içinde bulduğumuz nice şarkılar vardır. Mutluluk, yas, terk edilmişlik, aldatılmışlık, mertlik ve nice kavramlar müzikle 
özdeşleşiyor, aklımıza kazınıyor. Ruhunuzu harekete geçiren  şarkıları duyduğunuzda nerede olursanız olun dans etmek istersiniz, bazen de halay çekmek, piste fırlamak gelir içinizden. Bazı şarkılar çalınca da efkarlanırsınız, hemen anılarınızı bilen ya da dinlediğinde anlayacak bir dostu arayıp içmek gelir aklınıza. Aşk acısı çekenlerin repertuarları daha da geniştir. Yaşanmamış aşklara, ulaşılamamış sevgililere, yasaklara dair çok beste yapılmış, şiir yazılmış çünkü. Hüzün dolu nağmeler kulağınızdadır. Bazıları da var ki umut aşılar, cesaretiniz artar, nedenini bilmeseniz de dinlemek size iyi gelir.

10 Kasım 2013 Pazar

HAYAL KIRIKLIĞI İÇİNDEYİM


BİLİNÇ KAYBI 
Çoğumuz, iş konuları dışındaki sohbetlerimizde genelde sosyal olaylar üzerine konuşuyoruz. Başımıza gelen olayları paylaşırken, ya bir şeylerden şikayetçi oluyoruz ya da mucize bekleyip toplumun düzelmesini hayal ediyoruz. Toplum olarak geri kalmışlığımızdan kurtulmak için kim yardım edecek sorusunu herkes birbirine soruyor. Atatürk gibi bir lider kaç yılda dünyaya gelir ve gelse bile aynı topluma bir kez daha sahip çıkar mı? 10 Kasım olması nedeni ile bugün daha hassas düşünüyorum galiba.

Sabahın erken saatlerinde günlük gazeteleri okuyordum. Gündemi dolduran o kadar çok farklı konular var ki, insan okumaya, bilgilenmeye ister istemez manşet haberlerden başlıyor. Gazete eklerine geçtiğimde bir haber başlığı dikkatimi çekti. Hürriyet gazetesinin insan kaynakları (İK) ekinde  “PATRONA ALTERNATİF HEDİYE: Fil Dışkısı” diye haber başlığı bulunuyor.(http://www.hurriyetinsankaynaklari.com/ adresinden okuyabilirsiniz.) Acaba şaka mı deyip haberi okudum ve tüm toplumların cinnet modunda olduklarını düşündüm.

7 Kasım 2013 Perşembe

NOSTALJİ

ESKİ ZAMANA  DUYULAN ÖZLEM
Son yıllarda müzik, yemek, dekorasyon, moda ve daha birçok konuda eskiye duyulan özlemi izliyoruz. İnsanlar eskiyi neden ısrarla arıyor acaba? Üstelik teknolojik ev/ofis eşyalarının konforuna, bilişim dünyasının sunduğu akıl almaz kolaylıklara, evrensel iletişime, yolculuğun eziyetten konfora dönüşmesine karşın arıyor. Yaşamın bir tarafı kolaylaşırken, maddi varlıklar artarken insanın içsel yapısına dönük serveti azalıyor. Özellikle insan ilişkilerindeki doğal, sıcak hava kent yaşamında yok artık. Bir insana güvenme olgusu tamamen duygusallık, (ahmaklık demeye dilim varmadı) olarak tanımlanabiliyor. İnsanlar kalabalık içinde olsalar dahi yalnızlar, tamamlanmamış duyguları var.  Eski yaşama duyulan özlem, moda söylemi ile “NOSTALJİ” bize neyi anımsatıyor da bu kadar önemsiyoruz, peşinden gidiyoruz.