19 Şubat 2014 Çarşamba

SİHİRLİ DİLEKLER



SİHİRLİ DİLEKLER

Erişkinlerin ne çok görevi var, say say bitmez. Aile sorumluluğunu taşımak, iş yaşamının gereklerini yapmak, kariyer planlamak,  para kazanmak, tüketileni yeniden pişirmek, kirleneni temizlemek, çocuklara iyi bir eğitim vermek, geleceklerini kurmak diye başlayan upuzun bir sıralamayı gerçekleştirmeye, yükünü taşımaya çalışıyoruz. Görev alanlarımızı ve sorumluluklarımızı anlatan benzer iş sıralaması herkesin aklında sabit bir alanda depolanıyor galiba. Bulunduğumuz konuma göre hep bir şeylerle uğraşıp yoruluyoruz. Bazen de moralimiz çok bozuk oluyor, karamsarlığa kapılıyoruz. Enerjinizin tamamen tükendiğini sandığınız anda, aniden birisi kulağınıza on tane sihirli dilek hakkın var dese ne olur, neler dilerseniz diye sorulduğunda gündem değişse keşke! (Ben sohbet anlarında bu soruyu bazen soruyorum, özellikle gençlere ve yaşam yorgunlarına moral olsun diye kullandığım bir argümandır. Nasıl bir paylaşım olduğunu denemek isterseniz,  özellikle çocuklara sorun derim. İç dünyalarındaki yargıları ifade edişlerine, dileklerinin masumluğuna, hayal güçlerinin zenginliğine ve dileklerinin kadar öğretici olduklarına şaşıracaksınız.Çocuklar kısmen de gençlerin gözlemleri çok önemlidir.)
Gelelim dileklerimize, İlk üç-dört dileğin konusu genelde aynı oluyor. Sonra sihirli dileklerin konusu değişmeye, kişiselleşmeye başlıyor.

14 Şubat 2014 Cuma

4 ERKEK / 4 KADIN (Hayatımızdaki en önemli kişiler )




ÖZENMEK VE ÖZENİLMEK


İkili ilişkilerin anahtar kavramını  “özenmek ve özenilmek” diye algılıyorum.  Özenli olmak, kendimizce önemli bulduğumuz kişiye verdiğimiz önemin bize ait yöntemler ile ifade edilmesidir.  Sözlük tanımı ise bir şeyin iyi olabilmesi için gösterilen çaba olarak geçiyor. Çok sıradan, bir sözcük gibi görünse bile çevremde,  şiddetle gereksinim duyulan bir davranış biçimi olduğunu biliyorum.

Aile ve iş yaşamındaki ilişkilerde ne kadar özenli olduğumuzu ölçmüyoruz çoğu zaman. “Başkaları ne der” baskısı ile büyütüldüğümüz için önemli ayrıntıları gözden kaçırabiliyoruz. Dış çevrenin eleştirisinin ne olacağı ile aşırı ilgilendiğimiz bir sistem oluşturulmuş. Başkalarının geri dönüşlerini önemsiyoruz, yanı başımızdakilerin değil. Oysa herkesin karşı cins ile iletişiminde dört temel ilişkisi var, önemli olan da bu ilişkiler. Kadınlar için babası, erkek kardeşi, kocası ve oğlu iken erkeklerde de annesi, kız kardeşi, karısı ve kızları olarak açıklayabiliriz (kardeş ve çocuk olmadığı örnekler de iki temel varlık olarak değerlendirebilir.) Bu dört ilişkiye verilen değeri çok önemsiyorum. Çünkü çekirdek ailedeki nitelik, insanın kendini bulduğu anlattığı ve karşıdakini bir yere koyma halini anlatıyor.
Özen göstermek nasıl bir şey, yeteri kadar fedakarlık yapmıyor muyuz? Yazıyı okuyanların bir kısmı, ben zaten en iyisini yapıyorum diye düşünse de biraz özeleştiri yaptığında farklı içsel itiraflar ile yüz yüze gelecek, eminim.

11 Şubat 2014 Salı

İLETİŞİM VE BAĞIMLILIK



İLETİŞİM


Teknoloji hızla ilerler iken kitleleri de kendine bağımlı yaptı. Günün her saatinde telefon ve tabletlerimiz, temel organ olarak yanı başımızda, bir parçamız artık. İkili görüşmelerde bile bir el yemek yiyor  diğeri bir şeyler yazıyor, sinemada  bir göz filmde diğer göz telefonda. Konserde, konferansta, yolculukta, iş yerinde hatta ders saatinde bile herkes online durumda. Bu işte bir tuhaflık yok mu?  

Yakın zamanda katıldığınız cenaze, konser, yemek daveti, toplantı, sempozyum ve benzer etkinlikleri düşünün. Size veya çevrenizdekilere gelen telefondan kaç tanesi  acil kodluydu acaba! Değil kapatmak, sessize alma nezaketi bile ağır kaçan bir diyet gibi algılanıyor. Kim kapıda kaldı, erken doğum mu başladı, arabanıza mı çarpmışlar, okul servisi kaza mı yapmış, kim ölmüş, uçak mı düşmüş? Uçak deyince zaten bir başka kriz anı olarak değerlendiriyorum. Konuşur pozisyona geçebilmek için sadece 5 dakika beklemek bile çok geç kabul ediliyor, daha inişe geçmeden telefonlar açılmış ve ele alınmış oluyor. Stratejik bir savaşın kahramanları başrolde, asrın operasyonunu başlatacaklar sanabilirsiniz!