30 Nisan 2014 Çarşamba

PARİS NOTLARI


Bu yazımda Paris gezimden bazı notlar aktaracağım. Aslında tatil programlarının ayrıntıları ile sosyal medyada yayınlanmasına sıcak bakmayanlardanım. Bir yandan özel yaşamın sakınılması gerektiğine bir yandan da tatillerin farklı amaçlarla yapılıyor olmasına dikkat edip genelde yolculuklarımı yüksek sesle konuşmuyorum. Çünkü her tatilin bütçesi, beklentileri ve kişinin yaşamdaki öncelikleri çok değişkendir. Bir insana nefis gelen bir yemek tarifi, konaklama şekli ya da görülmesi mutlaka gereklidir diye önerilen yer diğerine cazip gelmeyebilir. Tatil programlarını yayınlayanlarını eleştirmiyorum tabii ki,  benim yaklaşımım gündemi boş yere meşgul etmeye veya yanıltmış olmaya çekinmekten kaynaklanan bir hassasiyet olabilir. Ancak,  son yolculuğumda Paris ile ilgili bloglarda yayınlanan notlardan çokça faydalandım ve bilgi paylaşmayı sorumluluk olarak algıladım. Zamanı doğru kullanmak adına o kadar kazanımım oldu ki ben de Paris’i ziyaret etmeyi planlayanlara iletmek üzere bazı deneyimlerimi yazmaya karar verdim.

28 Nisan 2014 Pazartesi

KADIN ALDATTIĞINDA



İkinci Kadın’a güç katıp, kendini zayıflatan erkekler; aldatılmayı hak eden kadınlar derken şimdi de aldatılan erkekler diyerek _sakıncalı sularda yüzüp_ “Kadın Aldattığında”  isimli başlıkla yeni bir yazı ekledim.

Ülkemiz genelinde, özellikle Doğu bölgesine yayılan toplum yapısında erkeklerin evlilik dışı ilişkilerinin olması olağandır. Hatta aldatmak çoğu evde, erkekliğin şanındandır denilecek kadar rutin bir olay haline gelmiştir; haber değeri yoktur kısacası. Erkekler de kadının aldatılan ve mağdur rolde olmasını benimsemiştir. Kendisinin yaptığını eniştesi de damadı da yapabilir mantığı,  kuşaklar boyu yazılı olmayan kurallar gibi kabul edilerek devam etmiş, kadınlar cephesine hiç bakılmamıştır. Erkeğin cinsel arayışları kadın için geçerli olamaz kabulü artık yıkılıyor, günümüzde kadınlar da erkekler kadar rahatça aldatıyor. Üstelik durum, birkaç istisna örnek olmaktan çıkmış haldedir…  (Yayınlanmış istatistiklerden, muhafazakar bir toplumda olduğumuz halde eşini aldatan kadınlar ile ilgili şaşırtıcı oranları öğrenebilirsiniz.) Kadının aldatması, hem kentlerde hem de kırsalda yaşanabildiğine göre eğitim düzeyi ya da kültür birikimi ile bağlantılı değildir. Çok tutucu ailelerde dahi kadınların da korkusuzca ikinci ilişki yarattığı biliniyor. Erkekler gibi bir tür gereksinim ya da doğal hak olarak görüyor olabilirler!

15 Nisan 2014 Salı

ERKEKLER NEDEN ALDATIYOR?

ERKEKLER NEDEN ALDATIYOR?

Kadın erkek ilişkileri üzerine, olağanın dışında yorum yapıp düşünce açıklamak riskli konulara değinmek anlamına geliyor. “İkinci Kadınlar Varlıklarını Neden Gizlemiyor” konulu yazımı yazarak cızzz konular kategorisine giriş yapmış oldum. İlintili olarak da aldatmak hakkında yazmak istedim. Ancak yazması zor ve yakın çevremizde illa ki birini işaret edecek diye örnekleme yapmanın bile sakıncalı olduğu bir konu…

7 Nisan 2014 Pazartesi

İKİNCİ KADIN’LARIN VARLIKLARI

İKİNCİ KADIN
Önce “ikinci kadın” kimdir diye soranlara bilgi olsun diye tanımını yazayım; erkeklerin, hem yasak hem çarpık ilişkisindeki kadına yüklenen tanımdır.(her yasak ilişki çarpık değildir, not bölümünü okuyunuz lütfen) Siyaset ve iş dünyasında yasak ve ince hesaplı ilişki fazla olduğundan,  ikinci kadın tiplemesine fazlaca örnek görebiliriz. Aktif siyasetin içinde olan bir arkadaşım, bu   konumda olan kadınlar neden varlıklarını illa göstermek, hissettirmek istiyorlar, erkek olarak hiç anlayamıyorum diyerek yeni bir konu başlığı yarattı. Ben de görüşümü yazarak yanıtlamak ve paylaşmak istedim.(özel yaşamımı bilenler, yazı içeriğinin beni değil  Ankara kulislerini anlattığını bilecekleri için kalemimi özgür bıraktım)

4 Nisan 2014 Cuma

FARKLI GEZEGENLERDEN GELEN MESAJLAR

FARKLI GEZEGENLERDEN GELEN MESAJLAR



İlişkiler tıkandığında, uzaydan geldiğimizi veya eşimizin uzayda yaşadığını söyleyerek anlaşılamadığımızı belirtiyor, yaşadığımız öfkeye kılıf buluyoruz. Erkekler ve kadınların olaylar karşısındaki tutumları neden bu kadar değişik, her şeyi genetik ile açıklamak doğru mu diye düşündüğüm için  yetişme koşullarının en az hormonlar ve genler kadar etkili olduğunu anlatan bir yazı yazmıştım. Geri dönüşlerden benim gibi düşünen çok kişi olduğunu gördüm. Ancak aksini iddia edenler de var. Onlar, kadın- erkek arasındaki zıt duygusal yapının  büyüme tarzına değil biyolojik oluşuma bağlı olduğuna inanıyorlar.  Yaşadıkları veya tanık oldukları birkaç olayı aktaracağım, gerçekten yanlış anlaşılmalar olabiliyormuş! Sadece kadın ya da erkek olmak farklı algıya, günah almaya yeter diyenler için, biraz da mizah olsun diye dinlediğim örnekleri yayınlıyorum.

1 Nisan 2014 Salı

ENERJİ HIRSIZLARI



ENERJİ HIRSIZLARI
Mutlu olma halimiz aniden kaybolur, bazen de üzerimize nedensiz bir hüzün yapışır. Anlam veremediğimiz moral kayıplarını, baş ağrılarını çoğu kez anlayamayız, huzursuz oluruz. Bu durumun nedenlerinden birisi yakın çevremizdeki “Enerji Hırsızları” desem şaşırabilirsiniz. Adında hırsız var ama bu kişiler yaşamımıza akraba ya da arkadaş statüsü ile rahatça sızarlar. Biz de bilinçsizce, kendimizi korumak yerine ikramla, hürmetle ağırlarız bu insanları. (İzinsiz olarak bir şey almaya çalmak denildiği için hırsız sözcüğünü kullandım, mutluluk da bir servettir çünkü)